29 Şubat 2016 Pazartesi

GÜZEL TÜRKÇEMİZ- II

Dil bilgisine dair paylaşımlarımız devam ediyor :)


Sizlere bu gibi konularda doğru bilgiyi verebilmek için başvurduğum iki kaynak var; birincisi hala bazı tartışmalara sahne olsa dahi Türk Dil Kurumu (TDK) sayfası, ikincisi babamın kütüphanesinden bulmuş olduğum, kapağı bile olmayan, dolayısıyla yazarın adını bile bilmediğim bir kitap.

O kitap ki, beni Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS)’ye hazırladı, ‘Dil ve Yazı’ başlığı ile başlar, Türkçe'nin kökeninden tutun neredeyse bütün dil bilgisi kurallarını içeren, şimdilerde benim kütüphanemde arz-ı endâm eyleyen oldukça değerli bir kaynak.

Şimdi bile hatırlarım. Sırtımı güneşe verip oturma odasında divana otururdum. Nasıl severim, soğuk kış günlerinde sırta vuran güneşi...Hele hele bölgemiz Akdeniz’de. Lise ikinci sınıfta bütün gramer bilgilerini kendi kendime Cumartesi sabahları çalışarak öğrenmiş bulundum. Bu kitap ve düzenli çalışmam sayesinde Türkçe bölümünden hayli yüksek puan almıştım...

NE KADAR MUTLU?

Özellikle kutlama mesajlarında sıkça rastlıyorum bu kelimeye: 'Musmutlu'. Niyet iyi, belli ki pekiştirmek istiyoruz mutluluğu. Zaten konu başlığı ‘Pekiştirme Sıfatları’ ;) bölümüne bakacak olursak der ki; “Bazı niteleme sıfatlarının ilk sesli harfine kadar olan kısmı, m p r s harflerinden yakışanı ile bir önek alarak pekiştirilir.”

Bem-beyaz / Kıp-kızıl / Sır-sıklam / Dos-doğru / Sap-sarı / Düm-düz :)

Mus-mutlu    :(

Lâkin 'musmutlu' diye bir kelime yok dilimizde. İllâ mutluluğu kalın puntolarla belirtmek istiyorsak, elbette yerine bir sürü farklı kelime kullanabiliriz:

Çok güzel / Mükemmel / Harikûlâde / Olağanüstü /Eksiksiz /Kusursuz /Eşi görülmemiş /Eşsiz /
Benzeri olmayan

Maalesef yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde günlük dilde kullanılan kelime sayısı hayli azalıyor, kelime dağarcığı hızla küçülüyor :(

KARMAN ÇORMAN

Geçenlerde TV izliyorum, bir kelime duydum, tam melez; Türkçe- İngilizce karışımı, Spanglish* misali. Kelimenin kendisi “olabilite”. Nerden bakarsanız bakın gramer kurallarına aykırı bir yapı söz konusu;

1- İngilizce bilenler bilir, “ability” dilimizde yetenek anlamına gelir, bu esrarengiz kelime ‘ol+(mak)+abilite’ ile sanıyorum olabilirlik veya olasılık denmek isteniyor. Tabi bu kullanımın farklı farklı versiyonları da çıktı piyasaya, yapabilite denebiliyor yapabilme yerine. Zaten bir kez hatalı olarak kullanılmaya görsün.

2- Eğer mastar** yapılmak isteniyorsa fiil kök veya gövdelerine -mek (-mak), -me (ma), -iş (-ış, -üş, -uş) ekleri getirilebilirdi: Olmak, olma, oluş vbg.

Bazen literatürü İngilizce takip etmekten, bazen aklınıza bir kelimenin Türkçe karşılığının gelmemesinden tabiri caizse kırk yılda bir yabancı kelime sarf edebiliyor insan konuşmasının içinde. Elbette lâyıkıyla ve âdâbıyla. Ancak yukarda saydığım tamamen farklı, iki dile herhangi bir katkısı olmayan oldukça manasız bir girişim.

Olasılık ve olabilirlik ‘ihtimal’ anlamına gelir. TDK sayfasında eşanlamlı gibi verilmişler hatta. Gerçekte çok benzer, hâlbuki ince bir detay var onları ayıran.

DR. KUANTUM

Yıllar evvel, bir otelin toplantı salonunda, Dr.Kuantum lakabıyla bilinen ünlü kuantum fizikçisinin seminerindeyim; Fred Alan Wolf. Hatırlarsanız, “Ne biliyoruz ki?” (What the bleep do we know?) filminde de yeni gelişmelere dair bir takım açıklamalarda bulunmuştu kendisi. İlk ondan duydum olasılık (possibility) ve olabilirliğin (probability) farkını.

Olasılık: Titreşim veya dalga boyutu, bir olayın teknik olarak tüm olasılığı ya “evet” ya “hayır” dır. Bu eğriler -1 ve +1 arasında gidip gelirler.

Olabilirlik: Gerçekleşme boyutu. Bir olayın olasılığı varsa, belli şartlar altında vücut bulması. Bu eğriler 0 ve +1 arasında gidip gelirler.

Bu son kısım kafanızı bulandırdıysa tamamen ihmal edebilirsiniz. Benim esmer kafacığım uzun zamandır hayli karışık. Sizinkisi de öyle olsun istemem. Ammâ velâkin belirtmeden geçemeyeceğim, bu gibi bilgiler beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Kader bir olasılıklar paketiyse gözlemci bunun neresinde? Zihnin işleyişinin bu dinamiğe katkısı ne? Hem (-1) hem (+1)'in karesi  (+1) yapıyor ise, ne seçersek seçelim sonuç değişmeyecek mi demek tüm mesele?

Sürç-î lisân ettiysem şimdiden affola...



Spanish+English, yani İspanyolca+İngilizce. Böyle bir şarkı dili varmış. Yeni öğrendim. Duygu kısmı İspanyolca, nakarat bölümleri daha çok kişi eşlik edilebilsin diye İngilizce. Misal Enrique Iglesias bu yönteme çok sık başvuruyor ki bence tam bir pazarlama harikası

** Eylem anlamı taşıyan, ancak kişi ve kip çekimleri olmayan, cümlede ad, sıfat ya da zarf olarak görev yapan sözcükler


1 comments:

  1. Bende bu kelimenin tdk sozluklerinde olmasi gerektiğini düşünüyorum. Neden yabancı kelimeleri dilimize sokmak varken,kendimizin ortaya çıkarttığı bir kelime kullanılmasın. Sosyal medyanın Türkce'ye olan etkileri malum.

    YanıtlayınSil