28 Nisan 2016 Perşembe

REEKARNASYON, "SIR" VE BİLMEMEK ADINA BİR YAZI

“Reekarnasyona inanır mısın” diye sorsanız, cevabım kocaman bir “bilmem” olurdu.

Zamanın boyutları

Hakikaten bilmiyorum, ilâveten bazı şeyleri bilmek istemediğimi dehşetle fark ediyorum. Müsaadenizle paylaşayım.

İlki bilmemeye dair. Reekarnasyon varsa var, yoksa yok. Beni şimdilik sadece şu bağlar; ben bir kez daha Havva Şeyda olarak gelmeyeceğim bu dünyaya. Ve Havva Şeyda olmaktan ziyadesiyle memnunum. Onun gözleriyle bakmaktan yaşama. Maksat Havva Şeyda’yı gerçekleştirip, onun bambaşkalığını sunabiliyor muyum kendime ve ezcümle dünyaya? Gerisi vız ve tırıs kanımca.

Üstelik “reekarnasyona inanmak” neye hizmet edecek? Şimdilerde koçluk seanslarımdan mütevellit ‘hizmet’ kelimesini sıkça anar oldum. Kelimeyi ben iki anlamda kullanıyorum; birincisi ‘aşk ile hizmet’, aynen Rahibe Teresa misâli, kendini aşarak, hatta O’nda eriyerek. İkincisi kendinin ve bütünün hayrına ‘kullanmak’ anlamında. Dualiteyi aşıp paradokslar devrine girdiğimiz şu zamanda; “iyi-kötü, haklı-haksız, doğru-yanlış” ayrımlarının kalkmaya başladığı bu bilinç seviyelerinde, hakikatli soru “bana ve sisteme ne hizmet ediyor/ etmiyor?” olurdu.

Reekarnasyona inanmak, ne yaparsam bir karşılığı varmış, hesabını bir şekilde ödeyeceğim, üstü kalsın diyemeyeceğim :) gibisinden eline, diline, beline daha bir sahip olma hâli veriyorsa insana, yüksek sorumluluk hâli getiriyorsa, bence tut o anlayışı. Yok sadece, bazı toplumlarda olduğu gibi, nasıl olsa binlerce kez takılıyoruz bu âlemde, sümüklü böcükten insana olmaya da teşrif etmişken hele diye atalete sürüklüyorsa, reekarnasyon olsa ne yazar olmasa ne yazar?

SIR

Hatırlarsanız, İngilizce'de adı ‘Secret’ olan, bana göre tam bir Amerikan pazarlama harikası incecik bir kitap vardı; ‘Sır’. İnsanlar ortada “secret yaptım” diyerek dolaşırlardı.

Kitap; Evren’in sadece bir yasasının ele alınıp, ki 'Çekim Yasası' olur kendileri, tüm mizansenin temel motivasyon öğretisi sopa-havuç ikilisinden havucu ön plana alacak şekilde kurgulanmıştı: “İste olsun”, diyordu. İnsanlar öyle yaptılar zaten, lâkin istediler ve olmadı.

Yanlış diyemeyeceğim, kitap hayli eksikti. Evren’in diğer yasalaranı teğet geçiyor, bir çok yasanın aynı anda paralel çalıştığı gerçeğinden dem vurmuyordu. Şüphesiz 'Çekim Yasası' var, yalnız “ne ekersen onu biçersin” diyen 'Karma'* ve herkesin hayat yolculuğunun ana teması olduğunu vurgulayan 'Dharma'** da.

Yasaların işleyiş dinamiğine nasıl vakıf olunsun? Evrenin muhteşem gizemine? Üstelik beynimiz hala maksimum %10’larda faaliyet gösterirken? İnsan bir şeyi ne kadar çok dilerse olur mu hakikaten? O kişinin yaşam teması ya “sabır” ise (dharma)? Ya isteğinin gerçekleşmemesinden bir öğreneceği var ise (karma)? Bir de istemek ammâ velâkin nasıl?

İSTE

İste elbette, egodan değil, kalpten saf niyetle. Kırmızı Ferrari için secret yapmak ;) başka, içimden gelen mesleği yapabileyim, daha çok kişiye dokunabileyim Allah’ım demek başka. Sanırım insan zaten olmayacak şeyi kalben isteyemiyor. Misâl biri düşer aklınıza, çıkarsınız pazara. Onu görürsünüz karşınızda. Şimdi o zihninizden geçtiği için mi beliriverdi yoksa göreceğiniz için mi aklınızdan geçti? Belki her ikisi.

Bunun gibi, olamayacak bir şeyi kalpten dileyemiyoruz muhtemelen. 'Sır'rı bir kenara bırakacak olursak; bizler de pek ikiyüzlüyüz, şimdi iki kitap olsa vitrinde, “Bırakmanın Püf Noktaları” ve “İstemenin Dinamiğine Dair”. Hangi kitabın daha çok satacağı aşikâr, madem hala birçoğumuz arzu doluyuz (ki bunda yanlış bir şey yok), sadece kendimizin farkında olmak tüm mesele.

BİLMEMENİN HAZZI

Sınıfta aydınlanmış üstata ısrarla soruldu reekarnasyon ne? “Gelin dans edelim”, dedi birine. Sonra dans bitti. “Az evvel dans vardı, şimdi yok. Reekarnasyon bu”, dedi. Hepimiz bir afalladık; hayatımdaki en güzel şaşkınlıktı.

Başta demiştim ya sizlere, ben artık birşey bilmek istemiyorum diye, gerçekten. Kader hakkında 10 fasikül ansiklopedik bilgim olacağına, 1 saniye bile olsa hissetmek istiyorum ta derinden halen tam açıklanamayan kader ne? Gerisi hikâye. Bakmayın yazıyorum yaşadıklarımı kendimce; siz kendi süzgecinizden geçirin yine de. Benim maksat doyasıya paylaşmak gönlümce.



* Sanskritçe, Türkçe karşılığı eylem. Yapılan her hareketin yarattığı enerjinin kişiye geri dönmesi; özetle sebep-sonuç yasası

** Sanskritçe, Türkçe karşılığı yaşamın anlamı. Dünyaya gelen her ruhun kutsal bütün dâhilinde gerçekleştirmeyi arzuladığı varlık nedeni; özetle misyonu


0 comments:

Yorum Gönderme