2 Mayıs 2016 Pazartesi

ALERJİ VE TESLİMİYET

Ne alâkası var demeyin, bilakis çook var...

yapraklardaki bilgelik

Biricik nazik Besim dedem DNA paketi aracılığıyla “ince düşünmeyi” bana transfer derken, bir yanlış bir doğruyu götürür misâli (ay ne haşin bir sınav olurdu, tamam yav gülmeyin) alerjiyi de yanına ekleyivermiş. Bilmeyenler bilmez, bilenler bilmeyenlere anlatsın. Ee o zaman başlayayım.

Alerji kibar hastalıktır, çektirmez süründürür. Yılllar önce göz doktoruna gittim, göz kapaklarımı alaşağı edip (eskiden ilkokulda erkekler bizi korkutmak için yapardı, korkmaz ama tiksinirdim ayrı mesele), doktorların birşey açıklamadan önce kendine verdikleri hafif babacan hafif ciddi bir tonda “Siz alerjiksiniz” dedi. Kulaklarımda Türk filminden fırlamış “Ama amaaaa siz kardeşsiniz” replikleri gibi döne dursun bu cümleler, doktorcuğuma üç cümle geçti aklımdan:

Söylediğim: Aaa öyle mi? Rahmetli dedem gibi?

İçimden geçen: Ne nurtopu gibi alerji hastası mı oldum şimdi?

Derinden gümbür gümbür gelen: Yok yahu daha neler. Bu ne rahatlık. Tabi ben kullanacağım o ağır kokulu, ilaç kıvamında tüm şampuanları, sen ohh takılmana bak, bütün paramı onlara gömmeyi bir kenara bırak, hasret kalacağım marketlerde satılan ucuz şampuanların albenili, meyvemsi kokularına! (ki öyle oldu...)

Aynı olayı, uzatmayayım KBB, deri ve birçok branşta ardarda yaşayınca tescillenmiş oldum. Pekiyi durur muyuz ailecek? İki kez test yapıldı, iyi haber; ileri seviye değildim. Kötü haber; belirli birşeye yoktu, dolayısıyla tedavisi yoktu. Korkulacak bişey yoktu zira sadece alerjik faranjit, alerjik dermatit ve alerjik rinittim. Her an her şeye alerjik olabilme kapasitesi yanında promosyonu!

ALERJİ NEDİR?

Yıllarını 4 farklı firmada Farmasötik Sanayi’ne vermiş biri olarak, hemen bir kitap aldım, okumaya başladım. Yaşam kalitemi etkileyen alerji neyin nesi kimin fesiydi?

Alerji, Yunanca 'değişik iş veya değişik reaksiyon' anlamına gelen bir kelime. Vücudun savunma mekanizması için yetkili merci hepimizin Lise Biyoloji dersinden hatırladığı üzere bağışıklık sistemimizdir. Alerjisi olmayan kişide bu sistem vücuda zararlı olan birtakım maddelere yanıt verirken alerjik insanda zararlı olmayan birtakım maddelere de yanıt verebilmekte; meselâ hapşırılmaması gereken yerde hapşırmakta.

Özetle normalde doğal seyreden bağışıklık sistemi, alerjisi olan kişilerde farklı tepki verir ki bu farklılık vücudu bazen hırpalar hatta bazen zarar verebilir. Bu duruma “aşırı duyarlılık hâli" de denmekte. Geldik mi yine duyarlı bendenize? Ben demiştim kibar hastalıktır ;) kendileri diye.

Yaradan öyle bir yaratmıştır ki vücudumuzu, biz hoyratça kullanmaz isek ‘O’ kendi kendini onarır, korur ve savunur. Son demine kadar.

Sonradan çok düşündüm, vücut verilmemesi gereken tepkileri neden gösteriyor diye? Neden aslında tehlike teşkil etmeyen bir şeyi tehlike olarak düşünmekte? Kendini demek ki güvende hissetmemekte. Güvenemeyen nasıl teslim olsun? Nitekim yanılmadığımı gördüm. Louise L. Hay’in “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nitelikleri” kitabını karıştırdığımda bulduğum alerjiyi iyileştirecek yeni düşünce modeli ve olumlamasını kelimesi kelimesine paylaşayım: “Dünya güvenli ve dostça bir yer. Ben emin ellerdeyim. Hayatla barış halindeyim. “

TEYAKKUZ HALİNDE

Demek tüm hücrelerim tehdit savar şeklinde teyakkuz halinde. Bunu öğreneli kendimin sık sık yoklamasını alır oldum. Omuzlar? Fazla dik gibisiniz? Gevşeyin lütfen ve azıcık güven. Omuz başları, kendinizi mi kastınız yine? Herşey olacağına varır demiyor muyum ben size? Sırtım hayli içe mi dönüksün bu günlerde? Hemen kalp bölgesini açıp vaziyet alıyorsun göğsünü gere gere güneşe.

Şaka yapmıyorum. Zihnim bedenimi etkilemiyor mu, madem herşey karşılıklı, bedenden zihne “oh ne âlâ mualla” tarzı koca bir nanik çekme niyetindeyim. İtiraf edeyim, son 3 aydır daha dik vaziyetteyim.

İsterdim burcum ‘Aşk’, yükselenim ‘Teslimiyet’ olsun. İnsan amacı kadarmış. İbn Arabi öyle diyor: 'Neye talipsen osun.'

Nasip olsun.

Hûûû...




0 comments:

Yorum Gönderme