26 Mayıs 2016 Perşembe

GÜZELLİK ONSA, DOKUZ NE YAPSIN :)

Bence dünyadan gelmiş geçmiş en güzel popüler insandı Grace Kelly...

sevdikçe güzelleşir insan

Tabi bilemeyeceğim, Kleopatra gibi, Hürrrem gibi tarihe tüm görkemleriyle damga vurmuş kişileri. Ne yazık, ressam yorumu tablolar haricinde onlardan birşeyler kalmamış bizlere...

Grace Kelly su gibiydi, duru. Adı üzerinde bir lütuftu. Grace sözlük anlamıyla nezaket, merhamet, incelik, görgü, erdem gibi anlamlarına da gelmekte...Sanki bu özelliklerin hem hepsini kapsıyor hem fazlasını muştuluyordu âdeta.

Elbette sadece fiziksel özeliklerden bahsetmiyorum, nitekim dizi dizi çocukları ve torunları oldu, hepsi soya çekim alımlı insanlar. Lâkin güzellikte anneannenin eline su dökemezler. Benim kastettiğim tavrıyla, tarzıyla, giyimiyle, davranışıyla, bakışıyla. Ezcümle “duruş”uyla.

BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM

Her şeyin güzeli var, herkesin güzellik tanımı. Kimdir güzel? Kemik yapısı hayli düzgün olan mı? Burnu eğri, ağzı büyük Hollywood yıldızları da var oysa. Sanırım güzellikte en büyük kıstas oran, proporsiyon...

Proporsiyon kelimesi sözlükte; bir bütün içindeki parçaların ahengi arasındaki denge veya simetri ilişkisi anlamına gelmekte. Mimarinin temel ilkelerinden biri. Güzel denince aklımıza ilk gelenler doğa, insan. Her şey güzel olabilir meselâ bir bina, elbise, obje. Geldik mi yine kilit kelimelere? Ortak kriter yukardaki tanımda gizli bence; ahenk, estetik, denge.

Bana göre herkes güzel, kimseyi istesem de çirkin göremem. Eşyanın tabiatı öyle görünür bana. Bence Allah’ın bir lütfu bu Şeyda’ya ;). Yaradan her şeyi tam ve mükemmel yaratmış, düşmez söz kula. Sadece bazı durumlarda ve şahıslarda dersiniz ya; sanki bir sihir var deyip gözlerinizi alamazsınız. Benim kastettiğim tam olarak bu.

SADE VE DOĞAL OLAN

Yıllar yılı kafamda insanların fotoğraflarını çektim; onlar farkında değillerdi. Hani bazen bir insan uykusunu almıştır, mutludur, dingindir, o gün ayrı bir güzeldir; taaa içten bilirisiniz, en hoş haliyledir. Ailem, arkadaşlarım, yakın çevrem...Bazen kıkırdarken, bazen dalmış saçlarını düzeltirken, bazen uykuda, bazen banyo sonrası en saf ve masum halleriyle. O şekli sonsuzlukta bir yerlere kaydetmek istedim. Çilleri güneşin altında parlarken, kitabının sayfalarını merakla karıştırırken, denizde anın tadını çıkarıyorken...

Sevmedim kuaför salonları çıkışı yapay güzellikleri. En büyük kavgam buna dair oldu berberlerle, “çok süsleme, çok sunî olmasın, aman abartılı durmasın...” O zaman anladım, sadelik ve doğallıktan yanayım, kezâ onları cazibeli bulmaktayım.

SEVDİĞİN Mİ GÜZEL

Yıllar içinde gördüm ki; bir güzellik anlayışım daha varmış. Koçluk ve nefes gibi içe bakış çalışmaları sonrası; karşımdaki kişi bazen derin bir korkusuyla yüzleşip özgürleşir. O anda karşımdaki güzelliği anlatamam. Korku sanki karşımdaki yüze karanlık bir ifade verir, günlerce yıkanmamış misâli. Bu çalışma sonrası kişi âdeta ışıldar, yüzüne bir aydınlık gelir. Sanırım en tabii haline kavuşur.

İşte bu güzellik çok çekicidir. İlhâm verir. ‘Öz’ün Büyüsü’ diyorum ben buna. Biliyorum parfüm adı gibi geliyor kulağa. “Dudaklarım için hakîkat, sesimin güzelliği için dua, gözlerim için merhamet, ellerim için cömertlik, vücudum için dürüstlük, kalbim için sevgi ve şefkat parfümlerini kullanırım,” demiş biri. Kim söylemiş bilmiyorum, lâkin iyi etmiş.

Klasik olacak elbette bildiğiniz üzere bir de; “İnsan sevdiğini güzel bulurmuş”. Her bir şeycikleri sevse insan nasıl olurdu bu durum haliyle? Size göre güzellik ne?


0 comments:

Yorum Gönderme