14 Haziran 2016 Salı

BOĞAZ DEDİĞİN DOKUZ BOĞUM

Geldik mi benim için hayatımdaki en önemli noktaya? İletişim ve kendini ifadeye...

self-expression

Başlıca iki sebebi var. İlki çocukluğumdan kalan. Kâmil ve bilge iki kadın tarafından büyütüldüm ben; anneannem ve annem. Sonsuz bir şefkat ve hoşgörü yumağıydıylar her ikisi de. Buraya kadar elbette iyi, lâkin aynı özelliklerin beni olumsuz etkiledikleri zamanlar oldu maalesef, soracaksınız niye?

Küçüklüğümden beri ifadem baskılandı, törpülendi. Misâl bir haksızlık veya bir yaramazlık yapılır, özetle can sıkıcı bir durum var ortada, “Sen olgunsun Şeyda; kuzenlerine ve arkadaşlarına bakma, boşver, söyleme, konuşmaaaa...” “Eee yetti beee”, şüphesiz bu sözcükleri sarf etmedim, sessiz ve kibar bir çocuktum zirâ; ancak vücudum son sözü söyledi, boğaz yollarımda enfeksiyonlar baş gösterdi, şimdilerde bile en hassas tarafımdır hâlâ. Hep buradan yayılırlar hastalıklar vücuduma, bal+zencefil ikilisi ile onlara karşı dimdik durmaya çalışsam da ;)

Olgunluk güzel şey vesselâm, yalnız gerçekten içinizde hissediyorsanız. Onlar belli ki küçük hareketlere karşı kendilerini ifade etme ihtiyacı duymamaktaydılar. Oysa ben öyle mi? Daha henüz ayak basmışım dünyaya. İfade edemeden kendimi adeta önüme bir set çekildi. Belki bağıracak çağıracak, belki ittirecek kaktıracak, sonuçta kendimce orta yolu bulacaktım.


MAVİ ÇAKRA

Kendini ifadenin çakrasıdır boğaz. Koordinatları verirsem ana hatlarıyla :) üstten 3. alttan 4. olup yedi ana enerji merkezimizden biridir. Rengi mavi. Vücudun bilgeliği malumunuz, ne eksikse biliyor bir şekilde. Daha dün gibi hatırlarım; hayli utangaç olan bendenizin lisede meselâ 18 elbisesi olsun, 16’sı maviydi. Belki o yaşlardaki ifade açığımı böyle kapatmaktaydım, kimbilir?

Kendini ifade etmek sadece konuşmaktan ibaret değil elbette. İngilizcesi 'Self-Expression'. Self 'öz' demek. Expression da 'ifade'. Ne güzel kelime, anlamı içinde. Öz'ümüzü, biricikliğimizi ifade ediyoruz, egomuzu değil ki! Giyim tarzımızdan tutun, yiyip & içtiklerimizden, evimizi döşeme şeklimize kadar her bir küçük detayla özümüzü ifade eder; bir nevi kendimizi ele veririz...Bir insan az konuşup bol resim çizebilir, dans edebilir hatta yazabilir :), bu da bir ifade!

Her şeyde olduğu gibi enerji merkezinin bile dengede çalışanı makbûl. Boğaz çakrası az çalışan biri içinden geçenleri söylemekte zorlanırken, çok çalışan biri durmaksızın ucu bucağı hatta amacı belli olmadan konuşabilir. Böylece etrafını bayarken, kendi enerjisini bilinçsizce tüketir.


ANADOLU KADINLARI

Vücudumuz fiziksel olduğu kadar kimyasal bir organizma aynı zamanda. Malum kimyasal denge salgı bezleriyle üretilen hormonlar aracılığıyla sağlanır. Nerdeyse her çakraya bir salgı merkezi denk düşer bu âlemde. Boğaz çakrasınınki tiroit bezidir. Yurdumuzda birçok kadının hiper veya hipo cinsi tiroit sorunlarıyla uğraştığı düşünülürse; ifademiz ne durumda sizce?

Meşhur bir lâftır bizim topraklarda; 'Boğaz dediğin dokuz boğum'. İnsanın boğazında 9 kıkırdak olduğu için bu şekilde formüle edilen ve ‘dokuz düşün bir söyle’ anlamına gelen söz bence epeyce yanlış anlaşılmış; 'Sus, konuşma kimsecikler kırılmasın, boşver, söyleme işler aksamasın' diye diye yurdum insanı ifadesi hayli eksik, öfke patlamaları bol birisi haline dönüşmüş.

Aslında bildiğim her bir boğumda / aşamada soru soruyorsunuz kendinize;

“Diyeceğim doğru mu?”
“Zamanlama uygun mu?”
“Bana hizmet ediyor mu?”
“Karşıma hizmet ediyor mu?”
“İçten ve samimi mi?”
“Nazik mi?”...

Bu soruları uygularsanız her bir cümlenize, inanın insanın demek isteyeceği pek bir şey kalmıyor. Şahsî iradesiyle sessizliği tercih ediyor. Söz gümüşse, sükût altın misali. Zaten kendimizi en yakın hissettiğimiz insanların yanında sessizliğe bürünme lüksünü seçmez miyiz? Durmaya çalışın az tanıdığınız birinin yanında hiç konuşmadan, bilmem ne kadar rahat hissedeceksiniz?


ERİL & DİŞİL

İkinci sebebi merak buyurmayınız unutmadım; benim için derinde yaşayan, doğum haritam dolayısı ile fıtratımda olan. Ben İkizler burcuyum. Bu burç iletişimi temsil eder; Yunan Mitolojisi’nde Hermes, Roma Mitolojisi’nde Merkür adını alır.

İkizler habercidir, derindeki bilgiyi alıp dışarıya aktarır. Her burç ve her element gibi olumlu ve olumsuz tarafları var. En kutsal iletişim yolu vahiy iken dedikodu bunun tezatı, karanlık yanı (burçlara inanmayanlara müjde, bunları varoluşun aldığı şekiller gibi düşünebilirsiniz. Herkesin hayatında kendini, ailesini, iletişimini, kariyerini, hizmet alanını, partnerini temsil eden evler yani yaşam alanları yok mu? İkizler 'İletişim'in adresi).

İletişimin iki tarafı var, eril ve dişil*. Dişil iletişim yüksek irade ile bağlantıda olup içerden yapılanı: Dua, meditasyon vbg...Eril ise bunu dış dünyaya yansıtma biçimi: Şiir, moda, söylev, sohbet, kahkaha...

İletişim elzem; nefes gibi, su gibi. O bizim varoluşumuzun dayanağı. Bir eğitimde duymuştum; “Sevgi iletişimin bir fonksiyonudur” diye. İletişimin konumlandırıldığı yer ne kadar ulvî. Kendimizi ve sevgiyi açığa vurma süreci. Varın gerisiniz siz düşünün...

Devamı gelecek...


Hamiş: Bu video doğumgünü çocuğu bendenize gelsin ;)


* Bazen eğitimlerimde muhatap oluyorum eril ne dişil ne. Bunların hepsi çevreyi anlamlandırma için kullandığımız terimler, madem dualite var bu realitede. Dişil olan dişilik organı gibi gizemli, içe dönük, karanlık; eril olan erkeklik organı gibi ortada olan, dışa dönük. Bundan hareketle güneş, gündüz, yaz eril; ay, gece, kış dişil...


2 comments:

  1. Doğum gününü geç de olsa kutlamak isterim.
    Yazılarından çok şey öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Şu an aklıma gelen bazıları; 14 Şubat'ın aynı zamanda Dünya Öykü günü olduğu, GODOT'un açılımı, inzivaya çekilmenin ne demek olduğu, güzel hikayelerde anlatılan duyguyu....
    Bugün bir şey daha öğrendim, doğum gününün kutlanması gerektiğini..
    İyi ki doğdun
    Sevgiyle kal,
    Tuncer

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım ilkokul ve ardından lise arkadaşım,öğretme gayretim yok, sadece paylaşma hevesindeyim. Yine de birşeyler öğreniliyorsa ancak diyebilirim ki "Ne mutlu bana"...:)

      Çok sevgiler,

      Sil