24 Haziran 2016 Cuma

ÇIRILÇIPLAK

Eee dişi ve erkek çekimi ve çekişmesi sürecek asırlarca; her toplumda, yeri gelince koyun koyuna kaşık misâli, yeri gelince göğüs göğüse tatlı bir muharebe gibi... 

mucizevi hormon oksitoksin

Aşk çıplak
Ben çıplak
Sen çıplak
“Ruhlarımızı soyalım” dedi dişi erkeğine
“Her bir örtüsünü hem de
Sonrasında giysiler de soyulur elbette”


Erkek şaşırdı
Daha önce böyle bir dişiye rastlamamıştı
Genelde zıddı yapılırdı
Hatta ruhlara “es” geçilmek düşerdi


Dişi derse ne olur
Akan sular durur
Yaradan böyle kurgulamış
Erkek güzelliğin peşinde
Tadına bakacak ki meyvenin
Devran dönecek, kervanlar yürüyecek
Soya ve sopa karışma sırası gelecek


Göz sürdü, gerdan kırdı dişi;
“Sen gereklisin her aşamada
Bu zırhlardan nasıl sıyrılırım zira
Sen olmazsan bana ayna?
Aceleyle değil sırayla
Zorlamayla hiç değil rızayla”


“Hem illâ yardım için talep mi gerek
Duymaz mısın sessiz çığlıklarımı?”
Diye sordu dişi
“Ben senin kadar komplike değilim
İsterim bana ihtiyacın olduğunu hissetmek”
Diye erkekten cevabı geldi
“Dedin işte, işin sırrı hissetmekte
Söze var ne gerek
Hem yaradılışın kanunu böyle
Tamamlamak her türlü eksiğimizi
Karşı konulamayacak şekilde
Çekilerek birbirimize
Çalmalı ve söylemeliyiz hep birlikte”...

Sanmayın güçlü kadınlar destek aramaz, bilâkis en çok da onların ihtiyacı var. Maksat satır aralarını okuyabilmekte, istedikten sonra gelen yardımın ne anlamı var? Oysa şimdilerde tam tersi genel geçer gibi, değil mi?

Arsızlığı sevemiyorum nedense, bazı dişiler durmaksızın arıyor erkeği bir şeye ikna edebilmek adına. Erkek bunu ‘acil yardım çağrısı’ sanıyor. Kendisine sahte dahi olsa ihtiyaç duyulduğu için hindi gibi tüyleri kabarıyor. Bu tür hareketlere prim veren erkekler “zayıf” bence, tam tersi de geçerli elbette. Erkek yapabilir arsızlığı dişiye. Yalnız biyokimya sağolsun, dişi üremek ister bir an önce. Üstüne üstlük kıtlık bilinci, bu konuya gelince daha çok maalesef dişilerde. Peki niye?

OKSİTOKSİN

Yüksek lisans yaparken; demografi* dersinde görmüştük, dünyada her 100 kız çocuğuna karşılık 110 erkek çocuk doğduğu varsayılıyor. Ne mi oluyor? Daha 1. yaşa gelindiğinde bu eşitleniyor, sonrasında hızla düşüyor. 40'lı yaşlarda 75 kadına 55 erkek, 70'li yaşlarda 45’e 15 gibi sayılara (rakamlar hatırladığım kadarıyla, erkek nüfusundaki trajik düşüşe dikkat çekebilmek adına). Hâl böyle olunca, kadınlar erkek avcısı gibi dolanıyor ortalıkta. Oysa işin özü tam tersi. Kadın manyetik alanın kaynağı, erkek ise elektriktir. Erkek kadına akar. Kadın sevilmek, erkek sevmek ister. Günümüzde herşey tersinden yaşanmakta; erkekler hayli dişileşti, kadınlarsa erkekleşti.

Erkek nüfusu niye daha hızlı azalmakta? Testesteron bir sebep. Bu hormon yüksekse yarışma ve risk alma artıyor. Riskin dozu önemli, kararında bir tutar yaşam için gerekliyken, aşırısı yıpratmakta. Ekmek kavgası ve kaygısı erkeklerde, bu ikinci sebep. Savaşlarda, hapishanelerde baskın nüfus erkekler. Bilim adamları Y kromozomu hakkında yaptıkları araştırmalarda; Y'nin X'e göre** daha zayıf olduğunu görmüşler. Sonuçlar sadece teori şeklinde. Henüz ispatlanmış bir şey yok. Biliyorsunuz şimdilik bilimde kanun (yerçekimi gibi kanıtlanmış) az, teori bol.

Bir diğer nokta; erkekler maalesef bizler gibi değil. Dertlerini paylaşmıyorlar, duygularını göstermiyorlar. Erkek adam ağlamaz, ancak Allah gecinden versin tak kalp krizinden gider. Dişilere özgü mucizevi bir hormon var, ‘Aşk’ hormonu da denen 'Oksitoksin'. Dişilerde doğumu ve emzirmeyi kolaylaştıran toksin ne zamanlar tavan yapıyor biliyor musunuz? Yürekten sevdiği adamla sevişme sonrasında ve hemcinsleriyle paylaşımlar zirve yaptığında. Yüreğini açmak, içini dökmek cinsiyet ve hormonlardan bağımsız, lüksten öte zaruret bence. Ne dersiniz?

İKİNCİ ÇAKRANIN GİZEMİ

Birine ihtiyacı olmakla arsızlık hayli farklı kanımca. Üstelik gerçek ilişkiler geçiniz ihtiyacı, sevgi noktasından yaratılmaz mı? İki dilenci miyiz yoksa kral ve kraliçe mi?

Çok güzel bir söz duydum vaktiyle; “Arsızlık perdesini yırtarsan hicap*** tülü çıkar aradan.” Sanıyorum isteyememek ve arsızlık aynı noktada buluşuyor; yani ikinci çakrada. İlki hayattan zevk alma noktasını kaçırıyor, ikincisi o kadar zevkin peşinde kendini unutmuş ki...Bir daire gibi birbirini tamamlıyor olmalılar. Öz saygıları düşük; sahiplenme ve bağımlılık yüksek.

Arsız insan muhtemelen sadece kendi olduğu için istenmeyeceğine dair inanç taşıyor olmalı derinlerde bir yerde. Yoksa istenmeye istenmeye aramak ve talep etmek niye? Arzu mu iddia mı dayatma mı? Ayrımlar çok ince.

Gelelim isteyememeye, o başlı başına başka bir başlık...Kısmetse yazmak nasip olsun. 

* Nüfus bilimi
** Cinsiyeti belirleyen kromozom erkeklerde XY, dişilerde XX şeklinde
*** Utanç, sıkılma




0 comments:

Yorum Gönderme