22 Haziran 2016 Çarşamba

ZEN

Yaşamı o kadar seveceksin ki bırakacaksın yaşam yaşasın;) 

Yaşamı şehvetle sevmek

Hayatta bilincimizi yükseltmeye yarayan ne kadar çok uygulama var, değil mi? Lâkin gün 24 saat. Hangisini yapacak insan? Sabah kalk, aynaya bak, olumlamalarını söyle, Tibet’tin 'Gençlik Pınarı' iyi gelir insana, az biraz yoga, sonra güneşe bakmalı, bağıra çağıra dileklerini sıralamalı, daha dolunay var, bırakılacaklar masada. Malum dolunay yüzleşme zamanı. Ateşe at, suya bırak, ağaca sarıl, toprağa göm. Affet, mum yak, beşi bir yerde tak. En iyisi kına yakmak :)

Valla şiştim. Önceden yaşam sanki daha bir kolaydı. 90’lı yılların sonuna kadar öyle hatırlıyorum. En azından benim yaşamım diyemeyeceğim, çevremde pek çok kişiyle sohbet ediyorum hemfikirler (ya da hemfikir görünüyorlar). 2012 geldi, zurna zırt etti, Mayalar’ın kehâneti tuttu mu ne. Dünya bir daha eskisi gibi olmadı.

Ah Mayalar vah Mayalar. Dünya şimdi tam anlamıyla tahmin edilemez*, alt üst oldu, hava durumuyla en başta. Her an her yerde her şey olabiliyor. Demek hayırlısını dilemek lazım her ne olacaksa. Yunanlı bir erkek arkadaşım olmuştu vaktiyle, çok sıkıldığı bir zaman sen kalk git egzotik adalardan birine, yakalan dev dalgalara, yani tsunami’ye. Tepelere arabalarla son sürat sığınmasalar şu an hayatta olamayacağını dehşetle anlatmıştı.


BUDA+ZORBA = ZEN

Eğer gün içinde yapılacak sadece bir uygulama seçseydim, bu Zen’den olurdu. Zen nedir derseniz, en güzel tanımı bence Osho yapmış; “Zen Zorba ve Buda’nın karışımıdır”.

Tabi yukardaki cümlede bahsetmiş olduğu anlayışları, felsefeleri. Buda’yı malum bilmeyenimiz yok. Bence en güzel Buda’yı anlatan Herman Hesse’tir ünlü romanı Siddharta’sıyla. Buda’nın insani yönününden Tanrısallığa geçişini o kadar güzel anlatır ki. Budizm’i en kapsamlı açıklayan cümle yine Budist bir üstattan. Demişler Budizm’in anlamı kısaca ne; “Benlik yok. Sorun yok” diye cevaplamış. Az sözle çok şey anlatmış usta; hünerini göstermiş kanımca.

Gelelim Zorba’ya; Zorba ünlü yazar Kazancakis’e ait bir karakter. İsmi belirtilmeyen mutsuz entellektüelin Girit adasında karşısına çıkan kaba saba, deli dolu, sevgi dolu bir adam. Yaşama o denli bağlı ki âdeta şehvetle. Yenilgilerinden bile zevk alan.

Zen ikisinin karışımı, Buda yukardaki çiçek olsa, hem bu dünyada olup hem bu dünyaya ait olmayan tarafımız; taşlar bence Zorba’yı temsil ederdi, tam olarak dünyasal tarafımız. Ne müthiş bir ahenk yaratırdı eminim dengede olsa bu ikili. Hafiflik & sadelik & keyif.

Yaşamı doyasıya sevebilmek ruhsallıktan uzak algılanır nedense. Nasıl ki asıl dindarlar sahteliği benimseyemeyenlerse; gerçekte dünyayı herşeyiyle sevenler, kendilerini bu oyun alanında veya sahnede tam anlamıyla gerçekleştirenlerdir. Bu şekilde madde dünyası da kendisinin farkına varır. Bu insanın çevreye armağınıdır. Madde dünyası da insana hizmet ederek hediyesini sunar. Uzun zamandır kullanılmayan bir eve girdiniz mi hiç? Sanki küser, musluklar akmaz olur, borular sızıntı yapar, eşyalar birer birer bozulmaya başlar...

UYGULAMA

Gelelim kendim için seçtiğim uygulamaya, gün içindeki tek pratiğime. Aklıma düştükçe yaptığım. Bu uygulama Zen felsefesinin de özü aynı zamanda: “Her seferinde tek bir şey yapmak”.

Misâl domates mi doğruyorum sadece domates doğramak. Yürüyor muyum sadece yürümek. Demesi kolay, uygulaması bedava. Zor demeyeceğim, değişik bir tecrübe. Ne mi istiyorum? Kendimi gözlemek, saf eyleme yol açmak, düşüncelerden özgürleşmek. Basit görünse de ne kadar derin değil mi? Böylelikle bilinçli eylem, teslimiyete yol olurmuş, hadi inşallah. İlk gözlediğim ne kadar seri ve hızlı hareket ettiğim, bakalım devamında neler gelecek?

SON SÖZ

Son söz Alexis Zorba’dan gelsin bizlere:

“Komşumuz ihtiyar bir Türk olan Hüseyin Ağa çok yoksuldu. Akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur, çorap örerdi. Ermiş bir adamdı Hüseyin Ağa. Bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; 'Aleksi' dedi, 'Bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. Tanrı'yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama..."

*unpredictable


0 comments:

Yorum Gönderme