4 Temmuz 2016 Pazartesi

BON VOYAGE

Neyi özlemeyiz? Neye yarar
Bunca zahmetle kazanılan para?
Nedir adaletin, insanların bizden beklediği?
Tanrı ne olmamızı istemiş bizim?
Neyiz? Neyin peşinden koşuyoruz?
(Persius)

tatil güzel şey vesselam

İnsanlık yüzyıllardır aynı soruların peşinde...Malum 2 büyük soru var hayatta;

1- Ben kimim?

2- Ne istiyorum?

Sizin sorularınız ne? Biliyorum hayli felsefik sorular bunlar. Derin sorular. Derinlik kimilerine göre kafa karışıklığı demek olup çıldırtıcı hale gelebiliyor. Bana göre ruhun dinginleşmesi demek olup hayattan alınan lezzeti katlıyor. Bütün bunlar oldukça subjektif yanıtlar. Objektif olan tek şey derinlik hakkında; o da sürprizli olduğu, o yüzden 'cesaret' en yakın ekürisi. Keşfetmeye dair bol bol merak talep ettiği. “Sürekli arayış içindesin, sonsuz bu yolda ne büyük makamlar vardır. Senin yerin baş köşe değil, yoldur”, dememiş mi sevgili Mevlâna...

Geçenlerde Ali Nesin’i izliyorum belgeselde, ne güzel anlatıyor, hatırladığım “Marangozluk bir işe yarar. Kimya, coğrafya da öyle. Matematik, felsefe gibi bilimler bir işe yaramaz görünürler. Tam da o yüzden her işe yararlar...” İşte, aynen öyle. En başta kanımca soyut zekâyı çalıştırırlar. “Matematiksiz bir yaşam balkonsuz eve benzer, keyfi yoktur,” diye yazmışlar Ali ve arkadaşları çıkardıkları matematik dergisinin üzerine. Katın derim ben buna felsefeyi de...

Tatile çıkıyorum ben, kafa – vücut – ruh, ne derseniz deyin adına. Ne kadar? Bilemiyorum şimdiden. Nereye mi? Onu da bilmiyorum.  Bakmayın siz, deniz resmi koyduğuma, âdettendir diye. Kış boyu çokça yoruldum ve yıprandım. İsterim kaçmak doğaya. Doğa en şefkatli ana. Sunsun bana cömertçe dermanını. Dilerim şifa olsun...

Sanmasınlar yıkıldık
Sanmasınlar çöktük...
Bir başka bahar için;
Sadece yaprak döktük

Hz. Mevlâna

MİNİ KOÇLUK

Hepimiz hayatta ne istediğimizi bildiğimizi sanırız. Yukaradaki ikinci soruya cevap verin önce; “Ne istiyorsunuz” diye, cevap gelince “tam olarak neye ulaşmak istiyorsunuz bütün bunlarla. Başka? Başka?” diye sormaya devam edin. “Bütün bunlar neye hizmet edecek?” Çok ilginç kapılar açılıyor önünüzde. Kendi kişisel tecrübemi paylaşayım; ilk yaptığımda çok net ne istediğimi bilmediğimi gördüm. Başka bir sefer yaptığımda hiçbir şey istemediğimi, isteyemediğimi. Zira zaten her şey O’na yol idi...

Sizlerle olan beraberliğime, bir mısra demetiyle; Mevlâna Hazretleri’nden yine, bir süreliğine “s” vermek istiyorum. Bilebildiniz mi aşağıdaki dizelerde bahsettiği ne?

Hem görürüm hem görmem
Uykudaki göz gibi
Hem gizliyim hem açık

Gül suyundaki koku gibi
Hem duranım hem koşan
Üzengideki ayak gibi
Hem susanım hem konuşan
Kitapdaki yazı gibi


Mevlâna denince hepimizin aklımıza istisnasız sevgi gelir, kalp gelir, gönül dostudur kendisi. Bir hayli ilgimi çekmekte; son zamanlarda kalbe dair paylaşımlar ve eğitimler çoğaldı. Neden acaba? Demek eksikliğini hissediyoruz veyahut sevmeyi beceremiyor, elimize yüzümüze bulaştırıyoruz tüm insanlık olarak. Çok garip, değil mi, oysa Öz'ümüz sevgi değil miydi? Sahi sevgi neydi?

Zaman zaman kalbe inilse de
Kimse gerçekten kalpte yaşamayı bilmiyor bence
Geçiniz saldırı, savunma ve haklı çıkmayı
Her türlüsünden yanlış anlamaları
En masumundan açıklama dahi barınamaz bu aşamada
Olsa olsa saf eylem vardır; çokça da susma
Kalp yürektir
O zaman kalpteki insan cesaretle*
Yüreğinin götürdüğü yere gidebilendir
Allah'tan niyazım bundan böyle
Cesur Şeyda olayım,
Hakîkat, liyâkat ve sadâkat
Yanıbaşımda can yoldaşlarım


Yollarımız hiç tükenmesin, yollar yollar ile buluşsun, yeni yollara kavuşsun, su gibi aksın...

Bon Voyage ;)


Hamiş: Yazıyla yolculuğumla yanımda olan, görmediğim ancak dokunmayı arzuladığım siz değerli okurlarım; şimdiye kadar sürç-i lisan edip kalp kırdımsa affola. Hiç bir şey kalp kırmaya değmez sonuçta. Değil mi ki insanız, kusurlarımızla tamız. Bazıları dedi; sayende değişik şeyler öğrendik, haddimi aşıp öğretmek değildi maksadım, sadece paylaşırken öğrenmekti. Yine de birşeyler katabildimse ne mutlu bana. Gideceğim fekat dönüşüm muhteşem olacak :)


* İngilizce'de cesaret anlamına gelen 'courage' kelimesinin kökeni Fransızca olup 'yürek' manasına gelir. Cesaret korkmamak değil, korkuya rağmen kalbinin sesini dinlemektir. Ben demiyorum, kelimenin kendisi bizzat öyle diyor :)

2 comments:

  1. Yukarıdaki iki soruya cevabımdır;
    1) Ben kimim - Bir insanım, sadece insan.
    2) Ne istiyorum - Huzur istiyorum. Geçmişe dönüp baktığımda unutamadığım anılarım maneviyatla ilgili olanlar; dostluk, paylaşma, içtenlik... aklıma geldikçe mutlu oluyorum, huzur buluyorum. Maddiyatla ilgili olanlar ise fazla etkilememiş beni, fazla mutlu etmemiş. maddi kazanımlarda sevinçten havalara uçmadığım gibi, maddi kayıplarda da çok üzülmemişim, bir dostun beni kırdığında üzüldüğüm kadar.
    İleriye dönüp baktığımda da insanlar birbirini kırmasın, incitmesin istiyorum, yalan olmasın, haset, kıskanma olmasın. Herkes birbirini sevsin, hayattan keyif alsın. Bir şarkıda geçiyordu, "yaşamak direnmektir" diye. Hayır, yaşamak direnmek olmasın, inadına sevmek olsun. Hayat bir mücadele olmasın, mutluluk kaynağı olsun.. Bilmiyorum çok şey mi istiyorum.
    Bu satırları okuyan kaç kişi bana katılır merak ediyorum.
    Tuncer Oklu

    YanıtlayınSil
  2. Teşekkürler değerli yorumun için...Katılıyorum söylediklerine, maddiyatın çok peşinde olanlar bile aslında duygu peşinde, ancak farkında değiller henüz. Misal bir arabayı dört tekeri, metal aksamı için istemeyiz, seyahatten gayrı bir duygudur peşinde olduğumuz; tanınma, taktir, ün, onaylanma, kabul görme, belki de özgürlük? Sevgiler

    YanıtlayınSil