18 Eylül 2016 Pazar

DATÇA SEVDALILARI

 İlk bakışta vuruldum...

Şeyda çifte kumrular gibi Datça'daki yazlığında..

Size de olur mu, bir yere gidersiniz, ya benimsersiniz  (çeker sizi içten içe) ya benimseyemezsiniz (iter sizi sebepsiz).

Misâl sevemedim Brüksel’i, Orta Avrupa’nın rüzgârlı bozkırında, suni camdan yüksek yüksek binalarıyla hayli itici gelmişti bana. Amsterdam’ı şirin ve yaşanabilir bulmuşken, Paris tüm o şiirselliğinin yanında biraz kaotik gelmişti. Londra tüm o griliğine rağmen oldukça sevimli.

DATÇAM

İlk 2008 yılında gittiğim Datçam'a vuruldum âdeta, memleketimin her köşesi güzel de olsa, Ege’nin alt kısmı bir başka. Zeytin ağaçları, sardunyalar, dibi görünen soğukça bir deniz, her daim esen hafif bir yel, başımda cırcır böcekleri...Koyun beni üç-beş ay gıkım çıkmaz valla. Yaşa o koy senin bu koy benim, uyu yıldızların altında, in çarşıya altında bir Vespa’yla...Yap reçelini, kur turşunu, pişir çöreğini, davet et konu komşuyu çaya. Bikaç dedikodu, öyle zararsızından canım, çekiştirme değil ha bilgilendirme babında ;)

EZBER BOZDURAN

Datça 3 B'si ile meşhur; bal, balık, badem. Üçü de bana uyar, bayılırım. Hele ki kahvaltıda bal ve badem ikilisi varsa değmeyin keyfime. Datça Sevdâlıları Derneği olsa Murahhas Azalarından birisi ben olurdum. Türkiye’de Kaz Dağları’ndan sonra nem oranı en düşük yerlerden. Meğer ben sıcağa değil neme dayanamıyormuşum a dostlar. Nem oranı yükselince kafam oluyor bir kazan. Ülkemizde pek meşhur olan “atar”lı hâller bana da musallat oluyor o sıralar...

Bir yerin havası, suyu iyiyse kadını da çekici olur, der eskiler. Dillere destan güzelliğiyle anılan Afrodit'in yaşadığı yer bilinmese de; heykeli ve tapınağı yarımadanın tam ucunda, aynı zamanda Datça'nın eski adı diye bilinen Knidos'ta. İlk çıplak tanrıça figürü olduğu tahmin edilen heykeli şimdilerde kayıp, sadece kaidesi durmakta.

En sevdiğim yönü halk plajları. Al plaj çantanı ve açılır kapanır sandalyeni, az biraz yiyeceğini, git istediğin koya, gir denizine doya doya. Ay “koy” değil, pardon “bük”... Oralarda bük diyorlar, nedense. Ne bükler ama. Her biri ayrı hoş. Bunca senedir gideriz, hâlâ görmediğim yerleri var, özellikle yerleşimin az olduğu Ege tarafında.

Öyle samimi ki halk plajları, vıcık vıcık anlamında değil, kendi halinde ve doğalında. Az ötende bir işçi, öbür yanında yazlıkçı bir aile, biraz daha ilerde Fransız karı-koca. Herkes kendi âleminde, kimse kimseyi rahatsız etmeden siesta tadında takılıp durmakta. 1970’li yılların sonundaki Türkiye’yi anımsatıyorlar. Daha herşeyden para kazanma, bişeyler tırtıklama anlayışının hâkim olmadığı dönemi (rant mı dediniz, pardon o da ne? )

Sevemedim 'club' denen mekânları (neden club? neden İngilizce?). Dım tıs müzikleri, girişte para alınan yerleri. Ayol ben niye senin müzik zevkine muhatap oluyorum dalgaların sesini dinlemek varken...Üstüne üstlük bir de para vereceğim. “Anayasa’ya göre bütün denizler ve kumsallar herkesin kardeşim, çevirmeye ne hakkın var” diye atar yapmışlığım bile vardır (eyvahlar olsun yakalandık :), nemsiz zamanlarda da yapabiliyorum ancak sonuna kadar haklı olduğumda).

CAN BABA’YA SELAM OLSUN

Her yerin bir ünlüsü var, Bodrum denince Cevat Şakir Kabaağaçlı gelir aklımıza, Datça denince malumunuz Can Baba. Can Yücel’in şimdilerde müze haline getirilmiş evi Eski Datça’da. Gidip görmeli. Eski şehir kırsalda. Yeni şehir deniz kıyısında, yarımadanın Akdeniz tarafında.

Bu dev şairden bir alıntıyla bitirmek istedim, lâkin hangisi bilemedim. “Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize” diye biten bir şiiri vardır ya, onu seçtim. İtiraf edeyim, önce bana yazılmış gibi hissedip azıcık gerindim ;)...

Datçaaaaaaaa, gelecek sene de görüşmek umuduyla...

Akdeniz Yaraşıyor Sana

Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

.............................................................................

0 comments:

Yorum Gönderme