16 Mart 2019 Cumartesi

Bir varmış bir yokmuş...Meğer gerçek ile kişi arasındaki en kısa mesafe hikâyeymiş...

Portakalın Bilgeliği

Vaktiyle bir kişi aydınlanmak (hidayete ermek) ister. Nasıl bir iştir, nasıl olacaktır? Ona sorar, buna danışır, derler ki, falanca köyde bir bilge var. Kimse bilmezse bile O bilir. Heyecanla soluğu alır köyde, aranır taranır, bilge nehir kenarında gözleri yarı kapalı sessizlik içinde oturmakta.

Derdini anlatır, bilge huşû içinde dinler, sonrasında ne oluyor demeye kalmadan bilge kafasını tutuğu gibi suya daldırır, bizimkisi önce şaka sanır, sonra can havliyle çırpınır.

Ne zaman sudan çıkarılır kafası, kendisine gülümseyerek bakan bilgeyi görür;

“Ne düşündün suyun altındayken?”

“Nefes alabilmekten başka bir şey düşünmedim”

Bilge yanıtlar;” Ne zaman Tanrı aşkı için de aynı şekilde düşünürsün, Tanrı’dan başka birşey düşünemezsin, gel o zaman sana anlatayım, şimdi değil,” diye yanıtlar.


TAPINAK

Vaktiyle Kral’ın biri çok ihtişamlı bir tapınak yaptırmak ister Tanrı adına. Yaptırır da, hiç bir masraftan, hiç bir emekten kaçınılmaz. Dünyanın her yerinden mimarlar, taş ustaları, heykeltraşlar getirtilir. Sonuç muazzam. Lâkin rüyasında Kral, Tanrı’nın bu tapınağın açılışına gelemeyeceği söyleyen bir melek görür, çünkü Tanrı başka bir tapınağa daha davetlidir.

Kral sukutuhayale uğrar, yalnız içini bir merak da alır. Nerdedir bu tapınak? Kim yaptırmıştır kendisinden daha görkemli bir tapınağı? Tebdili kıyafet yollara düşer.

Gel zaman git zaman yolu bir köye düşer, köylüler Kral’a haber verirler, “Bir bilge var köyün dışında yaşayan, adı Pulsalar, yıllardır Tanrı’ya bir tapınak yaptığını söyler durur, görmedik bilmedik ama kesin onundur”, diyerek Kralı tanımadan bilgeye yönlendirirler.

Kral bilgeyi gözleri kapalı dua ederken bulur, Tanrı burada bir tapınağın açılışına davetliymiş deyince, bilgenin gözünden yaşlar süzülür.

“Yıllardır, zihnimde O’na en güzle tapınağı yaptım, taşları tek tek yonttum, mermeleri cilaladım, çiçekler ektim. Ne mutlu Tanrı bana, bu tapınağı kabul ettiğini siz vasıtasıyla bildirdi...”

Kral’ın da gözleri yaşlarla dolar, “Elbette Tanrı benim gururla kibirle yapılmış tapınağıma değil, gönülden yapılmış bu tapınağa gelecekti” diyerek sarayına geri döner.

Öyküler lezzetli birer sofradır, dileyen dilediği kadarını alır :) Yaşam öykülerimiz dahil...

Portakalın Bilgeliği


MİSTİK ÖYKÜLER

Bir varmış bir yokmuş...Meğer gerçek ile kişi arasındaki en kısa mesafe hikâyeymiş...

Portakalın Bilgeliği

Vaktiyle bir kişi aydınlanmak (hidayete ermek) ister. Nasıl bir iştir, nasıl olacaktır? Ona sorar, buna danışır, derler ki, falanca köyde bir bilge var. Kimse bilmezse bile O bilir. Heyecanla soluğu alır köyde, aranır taranır, bilge nehir kenarında gözleri yarı kapalı sessizlik içinde oturmakta.

Derdini anlatır, bilge huşû içinde dinler, sonrasında ne oluyor demeye kalmadan bilge kafasını tutuğu gibi suya daldırır, bizimkisi önce şaka sanır, sonra can havliyle çırpınır.

Ne zaman sudan çıkarılır kafası, kendisine gülümseyerek bakan bilgeyi görür;

“Ne düşündün suyun altındayken?”

“Nefes alabilmekten başka bir şey düşünmedim”

Bilge yanıtlar;” Ne zaman Tanrı aşkı için de aynı şekilde düşünürsün, Tanrı’dan başka birşey düşünemezsin, gel o zaman sana anlatayım, şimdi değil,” diye yanıtlar.


TAPINAK

Vaktiyle Kral’ın biri çok ihtişamlı bir tapınak yaptırmak ister Tanrı adına. Yaptırır da, hiç bir masraftan, hiç bir emekten kaçınılmaz. Dünyanın her yerinden mimarlar, taş ustaları, heykeltraşlar getirtilir. Sonuç muazzam. Lâkin rüyasında Kral, Tanrı’nın bu tapınağın açılışına gelemeyeceği söyleyen bir melek görür, çünkü Tanrı başka bir tapınağa daha davetlidir.

Kral sukutuhayale uğrar, yalnız içini bir merak da alır. Nerdedir bu tapınak? Kim yaptırmıştır kendisinden daha görkemli bir tapınağı? Tebdili kıyafet yollara düşer.

Gel zaman git zaman yolu bir köye düşer, köylüler Kral’a haber verirler, “Bir bilge var köyün dışında yaşayan, adı Pulsalar, yıllardır Tanrı’ya bir tapınak yaptığını söyler durur, görmedik bilmedik ama kesin onundur”, diyerek Kralı tanımadan bilgeye yönlendirirler.

Kral bilgeyi gözleri kapalı dua ederken bulur, Tanrı burada bir tapınağın açılışına davetliymiş deyince, bilgenin gözünden yaşlar süzülür.

“Yıllardır, zihnimde O’na en güzle tapınağı yaptım, taşları tek tek yonttum, mermeleri cilaladım, çiçekler ektim. Ne mutlu Tanrı bana, bu tapınağı kabul ettiğini siz vasıtasıyla bildirdi...”

Kral’ın da gözleri yaşlarla dolar, “Elbette Tanrı benim gururla kibirle yapılmış tapınağıma değil, gönülden yapılmış bu tapınağa gelecekti” diyerek sarayına geri döner.

Öyküler lezzetli birer sofradır, dileyen dilediği kadarını alır :) Yaşam öykülerimiz dahil...

Portakalın Bilgeliği


8 Mart 2019 Cuma

Dünya değişir ve dönüşürken, erkeklere de hayli iş düşecek, benden söylemesi...

Şeyda'yı erkeği çok destekliyor

Madem dünyada her bir şey değişecek, biz dişilere epey bir iş düşecek. Sanmasın erkekler arkalarını yaslayıp rahatça oturacaklar. O zaman çok yanılırlar. Beyler, hayır, bu hareket çağrısı size rağmen değil, sizlerle. Elele kolkola. Hem de her bir aşamasında.

Peki neden dişiler gündeme geliyor o halde ve dahi artarak gelmeye devam edecek? Herkes üzerine düşeni yaparken, erkekler bu sefer biraz geri planda duracak, ön plan dişilere kalacak. Bu yüzden dişiler gerçekleştiriyor gibi görünse de “Dönüşüm”ü, erkeksiz olmaz. Olamaz. Birlik ve bütünlüğe aykırı. Onlar usulca içsel çalışıyor olacaklar. Nasıl mı? Anlatayım...

ERİL VE DİŞİL ENERJİLER

Dünyada her insan bir dişi ile bir ekeğin birleşmesinden üremiş, öyleyse içimizde hem eril hem dişil taraflarımız var. 7 Milyarın küsurun her birinde, bütün kadınların ve adamların içinde. “Eee bunu zaten biliyorduk, bilmediğimiz ne?” derseniz derim sadece durun hele.

Şimdi bunun mistik açıdan meali şöyle, içimizde eril ve dişil enerjiler mevcut. Eril enerjinin özü ne? Nedir sizce? Bir kavram olsa? Söyleyeyim “Sevgi”. Şaşırdınız değil mi? Ne yalan söyleyeyim, ilk duyduğumda ben de çok şaşırmıştım.

O yüzden hiç bir erkeğin sevgi peşinde koştuğunu gördünüz mü? Koşmaz. Çünkü Öz’ü, mayası bundan. Adem’in derdi değildir sevgi. Havva’nın derdidir. İnsan kendinde olmadığını düşündüğünün peşinde koşar. Anladınız mı pekiyi neden kadınlar sevgi avcısı şeklinde dolaşıyorlar uzun bir süredir? İçlerindeki eril ile hayli uzak düştüklerinden. Pekiyi hâl çaresi bu mu? Erkek avcısı olmak? Elbette değil...

180 derecenin öbür tarafına gelirsek, aynı minvalde, dişil enerjinin özü ne? Biraz düşünün. Nedir dişiyi dişi yapan? “Güç”. Yine bir hayret ifadesi oluşmuştu ilk öğrendiğimde bende. Anlamıştım şimdi neden dünyada erkekler deli gibi sanal dünyamızın sahte gücünün peşinde, ortalığı kırıp dökmekte! Kendilerinde eksik parçayı tamamlamadıklarından, içlerindeki gücün kaynağı dişil yan ile barışmadıklarından, özlerindeki gerçek ve otantik güçten uzaklaştıklarından...

YIN-YANG

Yin tarafı dişil taraf, karanlık olandır; Yang tarafı aydınlık, eril olan. Aman sakın ha, karanlık kötü diye algılanmasın, sadece insanoğlu anlamlandırmak istemiş dualiteyi, vajina penise göre içerde ve daha gizemli olunca “karanlık” vasfı ona düşmüş. Bundan hareketle Yin yani ‘Dişi’ alıcı konumda olandır, pasiftir, eylemsizliktir, aydır, kıştır, gecedir. Yang veya ‘Eril’ hareketlidir, eylemdir, gündüzdür, yazdır, güneştir.

Yin’in karanlık kısmı dişil olan vajinadır, rahim olandır. Yin'in içindeki beyaz nokta erildir, vajinanın bebeği dışarı atma hareketidir (doğurma). Bebeği emmeden kesme hareketi diye de düşünülebilir. Yang’ın beyaz kısmı erildir, “yapan, eden” penistir. İçindeki siyah nokta erilin içindeki dişil, yani spermi koruyan testislerdir.


MERT ERKEKLER :)

En başa dönecek olursak; dişi içindeki eril’i sahiplenecek, nasıl mı? Kendini severek başta, kendi sınırlarını koruyarak, sözlerini yükselterek (sesini değil), kendini ifade ederek. İtiraf edelim, bütün bunları bizim adımıza yıllarca erkeklerin yapmasını beklemedik mi? Özetle dişiler için aktif olma, eylem zamanı. Buyrun o zaman dişiler sahneye...

Pekiyi erkekler ne yapacak? ? İçlerindeki dişil yan ile buluşacaklar, içsel güçlerine kavuşacaklar. Bir de elbette yıllarca bastırılmış ürkek dişilere yol gösterecek, alan tanıyacaklar, “Sen yeter ki çiçek aç, benden her türlü destek”. Özetle erkekler için bolca içe dönme, kendilerine şefkat gösterme, yani pasif eylem zamanı. Dişiler için ellerinden geleni ardına koymamayı da unutmayalım.

Eminim şimdi netleşti, neden görünürde dişiler önde olmasına rağmen, dönüşüm yanyana, can cana gelecek dedim diye...

Bıktık “daha fazla plaza, daha büyük araba” diyen penis modelinden. Erkekliği bir organa indirgeyenden. Testis modeli erkeklere ihtiyacımız var, değil kadınlarla yarışmak, ‘buyur öne geç’ diye teklif edebilene. Maddi desteğiyle, yüreğiyle, teriyle, hiç olmadı düşüncesiyle koruyup kollayanına. Ezcümle MERT olanına. Verilecek her türlü desteğe hazırız zira.

Ben size demiştim, erkeklerin işi şimdi aslında hayli misli. Bilmem anlatabildim mi?


KADININ FENDİ

Dünya değişir ve dönüşürken, erkeklere de hayli iş düşecek, benden söylemesi...

Şeyda'yı erkeği çok destekliyor

Madem dünyada her bir şey değişecek, biz dişilere epey bir iş düşecek. Sanmasın erkekler arkalarını yaslayıp rahatça oturacaklar. O zaman çok yanılırlar. Beyler, hayır, bu hareket çağrısı size rağmen değil, sizlerle. Elele kolkola. Hem de her bir aşamasında.

Peki neden dişiler gündeme geliyor o halde ve dahi artarak gelmeye devam edecek? Herkes üzerine düşeni yaparken, erkekler bu sefer biraz geri planda duracak, ön plan dişilere kalacak. Bu yüzden dişiler gerçekleştiriyor gibi görünse de “Dönüşüm”ü, erkeksiz olmaz. Olamaz. Birlik ve bütünlüğe aykırı. Onlar usulca içsel çalışıyor olacaklar. Nasıl mı? Anlatayım...

ERİL VE DİŞİL ENERJİLER

Dünyada her insan bir dişi ile bir ekeğin birleşmesinden üremiş, öyleyse içimizde hem eril hem dişil taraflarımız var. 7 Milyarın küsurun her birinde, bütün kadınların ve adamların içinde. “Eee bunu zaten biliyorduk, bilmediğimiz ne?” derseniz derim sadece durun hele.

Şimdi bunun mistik açıdan meali şöyle, içimizde eril ve dişil enerjiler mevcut. Eril enerjinin özü ne? Nedir sizce? Bir kavram olsa? Söyleyeyim “Sevgi”. Şaşırdınız değil mi? Ne yalan söyleyeyim, ilk duyduğumda ben de çok şaşırmıştım.

O yüzden hiç bir erkeğin sevgi peşinde koştuğunu gördünüz mü? Koşmaz. Çünkü Öz’ü, mayası bundan. Adem’in derdi değildir sevgi. Havva’nın derdidir. İnsan kendinde olmadığını düşündüğünün peşinde koşar. Anladınız mı pekiyi neden kadınlar sevgi avcısı şeklinde dolaşıyorlar uzun bir süredir? İçlerindeki eril ile hayli uzak düştüklerinden. Pekiyi hâl çaresi bu mu? Erkek avcısı olmak? Elbette değil...

180 derecenin öbür tarafına gelirsek, aynı minvalde, dişil enerjinin özü ne? Biraz düşünün. Nedir dişiyi dişi yapan? “Güç”. Yine bir hayret ifadesi oluşmuştu ilk öğrendiğimde bende. Anlamıştım şimdi neden dünyada erkekler deli gibi sanal dünyamızın sahte gücünün peşinde, ortalığı kırıp dökmekte! Kendilerinde eksik parçayı tamamlamadıklarından, içlerindeki gücün kaynağı dişil yan ile barışmadıklarından, özlerindeki gerçek ve otantik güçten uzaklaştıklarından...

YIN-YANG

Yin tarafı dişil taraf, karanlık olandır; Yang tarafı aydınlık, eril olan. Aman sakın ha, karanlık kötü diye algılanmasın, sadece insanoğlu anlamlandırmak istemiş dualiteyi, vajina penise göre içerde ve daha gizemli olunca “karanlık” vasfı ona düşmüş. Bundan hareketle Yin yani ‘Dişi’ alıcı konumda olandır, pasiftir, eylemsizliktir, aydır, kıştır, gecedir. Yang veya ‘Eril’ hareketlidir, eylemdir, gündüzdür, yazdır, güneştir.

Yin’in karanlık kısmı dişil olan vajinadır, rahim olandır. Yin'in içindeki beyaz nokta erildir, vajinanın bebeği dışarı atma hareketidir (doğurma). Bebeği emmeden kesme hareketi diye de düşünülebilir. Yang’ın beyaz kısmı erildir, “yapan, eden” penistir. İçindeki siyah nokta erilin içindeki dişil, yani spermi koruyan testislerdir.


MERT ERKEKLER :)

En başa dönecek olursak; dişi içindeki eril’i sahiplenecek, nasıl mı? Kendini severek başta, kendi sınırlarını koruyarak, sözlerini yükselterek (sesini değil), kendini ifade ederek. İtiraf edelim, bütün bunları bizim adımıza yıllarca erkeklerin yapmasını beklemedik mi? Özetle dişiler için aktif olma, eylem zamanı. Buyrun o zaman dişiler sahneye...

Pekiyi erkekler ne yapacak? ? İçlerindeki dişil yan ile buluşacaklar, içsel güçlerine kavuşacaklar. Bir de elbette yıllarca bastırılmış ürkek dişilere yol gösterecek, alan tanıyacaklar, “Sen yeter ki çiçek aç, benden her türlü destek”. Özetle erkekler için bolca içe dönme, kendilerine şefkat gösterme, yani pasif eylem zamanı. Dişiler için ellerinden geleni ardına koymamayı da unutmayalım.

Eminim şimdi netleşti, neden görünürde dişiler önde olmasına rağmen, dönüşüm yanyana, can cana gelecek dedim diye...

Bıktık “daha fazla plaza, daha büyük araba” diyen penis modelinden. Erkekliği bir organa indirgeyenden. Testis modeli erkeklere ihtiyacımız var, değil kadınlarla yarışmak, ‘buyur öne geç’ diye teklif edebilene. Maddi desteğiyle, yüreğiyle, teriyle, hiç olmadı düşüncesiyle koruyup kollayanına. Ezcümle MERT olanına. Verilecek her türlü desteğe hazırız zira.

Ben size demiştim, erkeklerin işi şimdi aslında hayli misli. Bilmem anlatabildim mi?