30 Eylül 2019 Pazartesi

ETKİLİ İNSANLARIN 7 ALIŞKANLIĞI- 1


Stephen Covey’in o çok ünlü kitabını okuyorum, bir çok insana ve eğitmen ilham olmuş, alanında çığır açmış “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabını. Birisine anlatabilecek şekilde okumamızı öğütlüyor, Ancak o zaman derinden okurmuşuz. Bu söz hayli etkiliyor beni, öyle ya “öğrenmenin en iyi yolu öğretmekmiş” derler.

Derinden okumak ! Ne güzel ve yerinde bir deyim, okumayan bir toplumken, neyi derinden okuyacak vakte sahibiz aslında?

Neyse, konudan çok uzaklaşmayayım, Covey kitabında bizi bir yaşam boyu mutlu kılacak 7 temel alışkanlıktan bahseder, bu bir kurum olabilir, bir insan veya aile olsun. Hiç fark etmez. Çünkü bu alışkanlıklar evrensel ilkelerden beslenen, doğal gelişim yasalarıyla uyum halinde bütün oluşturan bir yaklaşım bütünü. Naçizane çabam her bir yazıda bir alışkanlığı sizlerle beraber irdeleyip, kendi hayatıma da katmak veya halihazırda hayatımda ise daha da pekiştirmek üzerine olacak.


1.ALIŞKANLIK- PROAKTİF OL

Proaktivitenin en temelde anlamı, inisiyatif almak olarak düşünülür. Halbuki burada bahsedilen, çok daha ötesi, kendi yaşantımızın tam sorumluluğunu almak. Etki ve tepki arasında bir yerlerde, insanın özbilincini kullanarak yani bilinçli seçimler yaparak eylemlerini seçmesi ve buna göre yanıt vermesi.

Proaktif demek etkin olmak demek, edilgen değil. Ancak bu her aklımıza geleni yapacağız anlamına gelmiyor, temelinde değerlerin olduğu bilinçli seçimlere ihtiyacımız olacağı anlamına gelmekte. Elbette her eylemin bir sonucu olacak, misal emek çalışarak terfi etmekten ziyade arkadaşımızızn ayağına çelme takarak yükselmeyi seçiyorsak, bunun da bir sonucu, bedeli muhakkak olacak. Yani eylemlerimizi seçebilmemiz, eylemlerin sonuçlarını da seçebildiğimiz anlamına gelmiyor.

Sonuçları doğal yasalar yönetiyor, bir şekilde ne ekersek onu biçeriz. Yazarın deyimiyle “Değneğin bir ucunu kaldırıyorsak, otomatik olarak öbür ucu da kalkar”.

Çoğu zaman insan her zaman seçebileceğimiz olgusunu duygusal olarak bunu kabul etmekte zorlanır, ya başımıza haksızlık gelmişse, ne yapabiliriz? Bunun gibi çok büyük, üzerinde hiçbir etkimiz olmayan olaylara “denetim dışı” sorunlar der, Yazar. Bunlara “olsaydı-olmasaydı” yerine “olabilirim” diye bakarak sorunların bizi denetlemesine izin vermeyiz.

Buna dair paylaştığı öykülerden biri Hz.Yusuf’un hikayesidir. Bilinen öyküdür, ancak anlatılanlara daha önve hiç “proaktivite” çerçevesinden bakmadığımı itiraf etmeliyim.

Hz. Yusuf ağabeylerinin kıskançlığına maruz kalıp, köle diye satıldığında; kendi kendine kederlenip kin tutmaz. Onun yerine proaktif yaklaşım ve tutumlarla evsahibinin güvenini kazanıp evi idare bile etmeye başlar. Zaman içinde evsahibinin tüm malı mülkünden sorumlu olur. İftiraya uğrayıp yine haksız yere onüç yıl hapis yattığında da kişisel bütünlüğünden ödün vermez, hapishanede kendi iç alanı üzerinde çalışır. Yani, her durumda ve her koşulda muhakkak proaktif olabileceğimiz bir alan olduğunun altını çizer Covey.


PRATİK ALANI

Pekiyi nasıl proaktif olduğumuzu bileceğiz? Kullandığımız dile bakarak. Malum günlük hayatımızda kullandığımız sözcükler iç dünyamızın birer aynası...Kitaptan birebir alıntılıyorum.

Bakalım hangisi sizlere tanıdık gelecek?


Reaktif Dil
Proaktif Dil

Yapabileceğim hiçbir şey yok
Seçeneklerimize bir bakalım
İşte ben böyleyim
Farklı bir yaklaşım seçebilirim
Beni öyle bir kızdırıyor ki
Duygularımı kontrol edebilirim
Bunu yapmak zorundayım          
Uygun bir yanıt seçeceğim
Buna izin vermezler                                                       
Etkin bir sunum hazırlayacağım
Yapamam
Seçerim
Yapmalıyım        
Yeğliyorum
Keşke   
Yapacağım          

UYGULAMALAR

Peki nasıl proaktif olacağız? Uygulamalı kitaplara bayılıyorum. Sadece “ne” yapmamız gerektiğinden ziyade, “nasıl” yapacağımızın yol haritasını bile paylaşıyorlar.

Uzun uzun bahsetmeyeceğim, ancak kendime de seçmiş olduğum birkaç öneriyi paylaşıyorum:

1- Kendimize verdiğimiz sözleri tutarak ve ufak hedefler saptayıp buna erişerek. Bu bize kendi yaşamlarımızda daha etkin olmamız yönünde adımlar atmamızı kolaylaştıracak

2- Otuz gün boyunca, yukarda paylaşmış olduğum tabloya göre, kullandığımız dile dikkat ederek

3- Ufak dahi olsa, reaktif davrandığımız/ davranacağımız bir durumda proaktif davranarak

Söylemesi kolay, ya uygulaması? Zor değil, ancak günlük hayatta çok alışık olduğumuz bir davranış modeli değil. Ben bu listeyi hayatımda pekiştirmeye çalışırken sıklıkla gördüğüm, özellikle ikili ilişkilerde yapılacak birşeyler var ve eğer yapmıyorsam, bazen adına “gurur” dediğimiz “ego”mun buna engel olduğu. Demek bu uygulamalarla bir şekilde egomozu da yumuşatıp, eğitiyor olacağız. Bana uyar :)

Söylemesi kolay, denemesi bedava....

0 yorum:

Yorum Gönderme