10 Aralık 2019 Salı

4.ALIŞKANLIK- “KAZAN/ KAZAN” DİYE DÜŞÜN

“Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabında ilk 3 alışkanlığa bakmıştık beraber hatırlarsanız. 

Portakalın Bilgeliği

İlk 3 alışkanlık kişininin kendisiyle alakalı, kendi disiplinini ve iradesini ele almakla ilgili. Bir bakıma kişinin kendi kendinin efendisi olmayı ele alıyor.Yazar’ın deyimiyle “özel zaferler”. Hasat yapabilmek için ekmemiz gereken tohumun ta kendisi bu süreç...

Bundan sonra bahsedeceğim 4, 5, 6 ise yine Yazar’ın deyimiyle “genel zaferler”. Ekip çalışması, işbirliği ve iletişim gibi daha çok başkalarıyla kurduğumuz etkileşimi kapsıyor.

Gelin şimdi gecikmiş bir tanım yapalım, alışkanlık deyip duruyoruz. Alışkanlık tam olarak ne? Karakterimiz alışkanlıklardan oluştuğuna göre ve alışkanlıkları alışkanlık yapan şeyin sürekli tekrarlanan şeyler olması ise, alışkanlığı nasıl tanımlayabiliriz?

ALIŞKANLIK

Alışkanlık bilgi (ne yapmalı), beceri (nasıl yapılmalı) ve arzunun (yapma isteği) kesişmesi olarak tanımlanıyor kitapta. Yani eğer herhangi bir şeyi alışkanlık haline getiremiyorsak hayatta, bu sayılan üç unsurdan hangisi eksik diye bakabiliriz.

Aristoteles’in deyimiyle “Mükemmellik bir edim değil, bir alışkanlıktır”.

Portakalın Bilgeliği

ALTI PARADİGMA

Bu parantezi açtıktan sonra, 4.Alışkanlık ile devam edebiliriz. İnsanlar arası etkileşimde 6 paradigma vardır;

· Kazan/ Kazan

· Kazan/ Kaybet

· Kaybet/Kazan

· Kaybet/Kaybet

· Kazan

· Kazan/ Kazan ya da Anlaşma yok

Bu paradigmaların adı üzerinde, o yüzden çok detaylı açıklamalara girmeyeceğim burada (ancak kitapta hayli detaylı bilgilendirmeler mevcut). İlk beş felsefeden hangisi en etkili diye soracak olursak, yanıt “duruma bağlı” olur. Bir futbol maçı oynuyorsak Kazan/Kaybet’i tercih edebiliriz. Ancak söz konusu bir ortaklık ise; rekabetten çok işbirliğine dayalı olan, Kazan/Kazan için ter dökeriz. Yine bir ilişkiye çok fazla değer veriyorsak ve sorun da önemsizse, Kaybet/Kazan’ı tercih edebiliriz.

Kazan/Kazan’ın temelinde dünyada çokça yaygın olan kıtlık bilincinin aksine, bolluk bilinci var. Bir kişinin başarısı diğerlerinin başarısını dışlamaz, dünyada herkese yetecek kadar kaynak olduğu inancına dayalıdır. Kazanmak illa yenmek anlamına gelmez. Kıyaslama yoktur.

Bu düşünce sistemi bizler için biraz yeni, halen dünyada tezatlar (ikilikler) bağlamında hareket ettiğimiz düşünülürse; iyi-kötü, zengin-fakir, haklı-haksız. Bu eski tarz aslında ilkelerden çok “güç” eksenine dayanmakta, yani bir bakıma gerçek otantik güç olan ilkelerden değil, mevki- para gibi sahte güçten beslenmekte.

KAZAN/KAZAN YA DA ANLAŞMA YOK

Temelde Kazan/ Kazan ile aynı olmakla beraber, onun daha yüksek bir ifadesi olarak düşünebiliriz bu paradigmayı.

“Anlaşma yok” şu anlama gelir; eğer ikimizin işine de yarar bir çözüm üretemeyeceksek, anlaşamadığımız konusunda dostça mutabık kalırız (agree to disagree). Bu bize daha fazla özgürlük alanı sağlar, çünkü kendi ajandamızı karşıya kabul ettirmek, boşuna beklenti yaratıp hayal kırıklığına uğramak yoktur. Sadece karşıyı anlamaya çalışıp sinerji yaratmak ve eğer yaratılamıyorsa en baştan bunu bilmek ve hatta gelecek için açık bir kapı bırakmak vardır burada.

Kazan/ Kazan ilişkileri Kazan/ Kazan karakteri üzerine inşa edilmiş bir temel üzerine oturur. Burada klasik olan yukarda bahsetmiş olduğum tezatlar şeklinde yani “ya şu ya bu” bağlamındaki eski düşünce şeklinden ziyade paradoksal olan “hem hem” bağlamı geçerlidir. Kazan/Kazan için sadece iyi yürekli olmak yetmez, pozisyonunuzu koruyacak kadar sert olmanız da gerekebilir. Hem iyi yürekli hem cesur gibi...

DÜŞÜNCELİ-LİK

    Yüksek
Kaybet/Kazan
Kazan/Kazan
Düşük
Kaybet/Kaybet
Kazan/Kaybet

                              CESARET
Düşük
                        Yüksek
Yukardaki tablodan da görüleceği üzere, çok cesursam ancak karşıdakini hiç düşünüyorsam, nasıl bir paradigma izlerim genelde? Kazan/Kaybet diye. Benim için herşey güç ekseni etrafında döner. Çok düşünceliysem ancak cesaretim azsa veya yoksa, Kaybet/Kazan anlayışı hakim olacaktır ilişkilerime.

Pekiyi hem cesur hem de düşünceliysem? O zaman karşıyı gerektiği kadar dinleyip, kendi sınır ve çıkarlarımı savunup karşı da çıkabilirim. Ortak bir zemin paydasında düşünmeye çalışır, Kazan/Kazan’a oynarım.

UYGULAMALAR

1- Kendi hayat senaryonuzu düşünün, genelde hangi paradigma hakim? Bu ilişkilerinizi nasıl etkiliyor? Daha fazla cesarete mi yoksa daha fazla düşünceli davranmaya mı ihtiyacınız var? Bu senaryonun ana kaynağını saptayabilir misiniz?

2- Hayatınızda Kazan/ Kazan paradigmasını daha fazla uygulamanızı alıkoyan engeller neler? Listeleyin. Bu engelleri azaltmak için neler yapabilirsiniz?

3- Çok zor bir durumda Kazan/ Kazan yaratmış olan bir örnek (lider vbg..) bulun ve inceleyin. Neyi farklı yaptı?

Gelecek yazımda, 5.Alışkanlıkta görüşmek üzere...

0 yorum:

Yorum Gönderme