10 Ocak 2020 Cuma

5.ALIŞKANLIK- ÖNCE ANLAMAYA ÇALIŞ SONRA ANLAŞILMAYA

“Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabının 5. Alışkanlığı empatik dinlemeye dair... 

Portakalın Bilgeliği

Empatik dinleme hakkında sayısız şey okumuş olabilirsiniz benim gibi. Ancak ben, insanların gerçekten neden dinlemeye bu kadar az gönüllüğü olduğunu, Stephen Covey’in kitabı sayesinde keşfettim. 

Portakalın Bilgeliği

Çoğumuz iletişimin konuşmayla başladığını sanırız. Halbuki tam tersi, bir eğitmen olarak buna dair sınıflarda oyun bile oynatıyorum; karşısında dinleyen biri olmadığında insanın konuşamadığına dair. Kozmik şakalardan biri olsa gerek, dinlemek bu kadar önemliyken; okullarda yıllarca okuma-yazma-konuşma öğretilsin, ancak sıra dinlemeye gelince ayrılan süre ise maalesef bunun yüzde biri bile olmasın.

GÖZ DOKTORU HİKAYESİ

“Diyelim ki gözleriniz ağrıyor ve bir doktora gidiyorsunuz, doktora derdinizi anlatıyorsunuz, o da çıkarıp kendi gözlüğünü veriyor size, ben 10 yıldır bunu takıyorum, hiçbir şikayetim kalmadı, diyor. Siz bu gözlüğü takabilir misiniz? Hatta bir adım ötesi bu doktora bir daha gider misiniz?”

Kitapta daha uzun şekliyle geçen, yukardaki “teşhisten önce tedaviyi veren doktor” öyküsüne bayıldım. Hiç birimiz sanırım teşhisten önce tedavi veren bir doktora gitmek istemeyiz ve gitmeyiz. Ancak iletişim kurarken bunu ne kadar sık yapıyoruz maalesef! Gerçekten dinlemeden öneride bulunmaya, tavsiye vermeye bayılıyoruz.

EMPATİK DİNLEME

Kitapta empatik dinleme ile kastedilen gerçekten anlama niyetiyle dinleme. Günlük hayatta anlama dürtüsünden öte yanıtlamak için dinliyoruz, bazen de seçerek dinliyoruz, bir nevi sıranın kendimize gelmesini bekliyoruz. Bunun da ötesi kontrol etme dürtüsü ile dinlemek.

Hepimizin bir şekilde karşıyı tam dinlemeden değerlendirdiği, yorumladığı, akıl verdiği durumlar olmuşur. Kontrol etme dürtüsünün davranışımızdaki görünür halleri bunlar.

Pekiyi nasıl empatik dinleyeceğiz? Empatik dinleme “aktif dinleme”, “ayna tutma” gibi metodları kullansa da bu uygulamalardan fazlası. Karşıdakini derinlemesine, duygusal-fiziksel-zihinsel ve hatta söylenenmeyenlerle beraber bir bütün olarak anlama.

Bu kolay bir iş değil, benim gibi naçizane koçluk yapanlar bilir. Zor da demeyeceğim genelde alışık olmadığımız bir dinleme şekli. Tam odaklanarak sağlanan. Varsaymak yerine sorarsınız, dünyayı karşıdakinin merceğinden görürseniz eğer kolaylıkla yaparsınız. Sempatideki gibi bir onaylama yoktur işin içinde (onaylama da bir tür yargı olacağı için), çok nötr bir halde dinlersiniz. Sonuç ise inanılmazdır bence, ilk kez ailem dışında biri beni böyle dinlediğinde gözlerim dolmuştu.

Şu an içinizde bulunduğunuz odanın havası tükenmekte olsa, eminim elinizdeki tablet veya bilgisayarı bırakıp koşa koşa kaçardınız, bu yazı umrunuzda bile olmazdı. Soluk alıp verebilmek tek motivasyon kaynağınız olurdu. İşte empatik dinlemek de karşıdaki kişiye psikolojik soluma olanağı sağlayan benzersiz ve paha biçilmez bir deneyim.

Dinlemek bu kadar önemliyken o halde neden dinleyemiyoruz? Kitabın bu kısmı çok can alıcı, gerçekten dinlediğimizde etkilenebilir hale geliyoruz da ondan. İnsanoğlu hayli kırılgan bir varlık, etkilebilir olmak, kırılgan olmak maalesef hala güçsüzlük ve zayıflık gibi algılanmakta günümüz dünyasında. Oysa insan sandığından daha güçlü ve hayat paradoksal; kırılganlığımızı kabul ettiğimizde otantik gücümüze kavuşuruz. Gerçekten etkilenebilir olduğumuzda başkalarını etkileyebiliriz.

SONRA “ANLAŞILMAYA” ÇALIŞ

Portakalın Bilgeliği

Bir önceki alışkanlıkta olgunluğu cesaret ve düşüncelilik arasındaki denge olarak tanımlamıştık. Anlamaya çalışmak düşünceli olmayı gerektirirken, anlaşılmak ise cesaret ister.

Anlaşılmayı sağlamak 5.Alışkanlığın yarısıdır. Anlaşılmayı sağlamak, Kazan/Kazan çözümleri için anlamaya çalışmak kadar önemlidir.

Zaten önce anladığımız için karşıyı ve kaygılarını, anlaşılmak otomatik olarak kolaylaşır, kendi meselemize saplanıp kalmaktan ziyade bazen başlangıçta düşündüğümüzden farklı şeyler söylerken bile bulabiliriz kendimizi. Görüşlerimiz zaman içinde değişebilir çünkü. Yine karşının söylediklerimizi tam olarak anladığından emin olmamızı cesur davranarak (soru sorarak, inisiyatif alarak, açık ve güvenli tavırla) sağlayabiliriz.

UYGULAMALAR

1- Birisiyle konuşurken kendinizi onun sözüklerine bikaç dakikalığına kapatın. Yalnızca seyredin, karşısı sözcüklere dökülemeyen ne gibi duygular iletiyor? Bu uygulama duygusal seviyede dinlemenizi kolaylaştır.

2- Ailenizden veya çok yakın bulduğunuz biriyle empati kavramını paylaşın ve onu gerçekten dinlemeye çalışacağınızı belirtin. Bir hafta sonra ondan geri bildirim isteyin. İlişkinizde ne gibi değişiklikler gözlemlediniz?

3- Bundan sonraki iletişimlerinizde kendiniz arasıra yoklayın, ne kadar akıl veriyorsunuz, dinlemeden değerlendirip yorum kısmına geçiyorsunuz? Bunu fark ettiğinzde durun ve karşınızdakine “Kusura bakma tam dinleyemediğimi fark ettim, yeniden başlayabilir misin?” deyin. Böylelikle ortamın farkındalığını artırmakla kalmaz, aynı zamanda ilişkinize yatırım yaparsınız.

Gelecek yazımda, 6.Alışkanlıkta görüşmek üzere...


0 yorum:

Yorum Gönderme