13 Temmuz 2020 Pazartesi

SORULARINIZ DEĞİŞİRSE HAYATINIZ DEĞİŞİR- II

Gücümüzü elimize almaya başlıyoruz!


Portakalın Bilgeliği

Gücümüzü ele almak “Yargıç” zihnimizin bizi değil, bizim onu yönetmeye başlamamız ile olur.

Geçen yazıda görmüştük, hepimiz kendimize sorduğumuz sorularla sürekli kendimizi ya “Öğrenici” veya “Yargıç” moduna sokuyorduk. Bunda pekâlâ yanlış birşey yoktu, çünkü bu şekilde eğitilmiş, bu dünyada bunu görmüştük. Sıklıkla kullanılan kas misâli, bu kasımız hayli güçlenmişti. Unutmayalım ki hepimiz iyileşme sürecinde olan yargıçlarız. Yani en sakınmamız gereken, “Yargıç” halimize de yargıç gibi davranmak :)

Pekiyi hedefimiz ne o zaman? “Yargıcı kabullenip, öğrenici gibi davranmak.”

GÖZLEMCİ OLMAK

Şimdi “Tamam iyi güzel de, bu alıştırmlar eşliğinde bunların farkında olmak kolay, ya gün içinde, onca koşturma içinde nasıl farkında olacağız?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Öncelikle hakkınızı teslim etmem gerekir. Güzel, demek güçlendirici sorulara hayatınızda daha çok yer vermeye başladınız bile :). Özetle “Gerçek hayatta nasıl duvara toslamayacağız onca koşuşturma içinde?”

Uzmanlar farklı sayılar verseler de, genelde gün içinde bir yetişkinin zihninden 70 ila 90 bin kadar düşüncenin geçtiğini söyleniyor. Çok fazla değil mi? Soru halinde veya ifade halinde olması gerekmiyor düşüncelerin, bunların farkında olup olmamak asıl mesele. İşin aslı genelde farkında değiliz, çoğu düşünce enerjiden tasarruf etmek adına haberimiz bile olmadan bilinçaltı seviyede yürütülür merkezi sinir sisteminde. Bu durumda yapmamız gereken ne? İşte bir güçlü bir soru daha.

Anahtar kelime; ‘Farkındalık’. Pekiyi bizi farkındalığa getiren ne olurdu? Gözlemlemek. Kendimizi günün 24 saati gözlemlemek mümkün olmasa dahi, bunu belirli aralıklarla basit uygulamar dahilinde yapabilir miyiz?

Uygulama 1: Gelecek sefer telefon çaldığında (acil veya sizi zora sokacak iş telefonunu seçmeyebilirsiniz) hemen açmak yerine bir müddet gözlemleyin. Zilin sesini duyun. Kafanızdan ne gibi düşünceler geçiyor? Panik mi oluyorsunuz? Ne gibi duygular? Yargılamadan sadece izleyin. Elbette dilerseniz o çağrısız cevaba sonradan dönebilirsiniz.

Uygulama2: Hemen harekete geçme dürtüsü hissettiğiniz bir uyaran karşısında (e-maile yanıt vermek, bir program için televizyon açmak, kapı zili, acıkmak vbg...) hemen harekete geçmeyin. Zor da olsa gözlemleyin. Sadece izleyin. Yapabiliyorsanız düşünceler, aynen bir bulut gibi geçsin gitsin zihninizden.

Uygulama3:
Size iyi gelen bir meditasyon uygulaması bulup düzenli yapın (ben bu konuda kendime Eckhart Tolle ve Joe Dispenza’yı yakın hissediyorum).

Portakalın Bilgeliği

ZİHİN YAPILARI

Yazının başından itibaren, iki tane farklı zihin yapısı üzerinde durduk; “Öğretici” ve “Yargıç”. Gelin bunlara biraz daha yakından bakalım.
 
                                                        ÖĞRENİCİ/ YARGIÇ ZİHİN YAPILARI
Yargıç
Öğrenici
Yargılayıcı /kendine ve/veya başkalarına)
Kabullenici (kendine/ve/veya başkalarına)
Tepkisel ve otomatik
Düşünceli ve ılımlı
Suçlayıcı
Sorumluluk alan
Çok bilmiş
Bilmemeye değer veren
Katı ve sert
Esnek ve uyumlu
Ya/ya da düşüncesi
Hem/ve düşüncesi
Haklı olma çabası
Araştırıcı
Sadece kendi bakış açısı
Başkalarının bakış açılarını düşünen
Varsayımları savunan
Varsayımları sorgulayan
Olasılıkları sınırlı gören
Olasılıkları sınırsız gören
Baskın ruh hali: Koruyucu
Baskın ruh hali: Meraklı
Dünyanın hali şu anda yukardaki sütunlardan hangisini daha çok yansıtıyor desem sanırım cevabını az çok hepimiz biliyoruz. 

Sıklıkla ‘Yargıç” sütununda olmak nasıl hissettirir? Diken üstünde? Gergin? Yıpratıcı? Çoğunlukla bu tutumda olmanın gerek kendi vücutlarımıza gerek çevremize bir bedeli olmalı. Sonuçta, insan ne yapıyorsa kendine yapıyor.

Nerden başlasak? Elbette kendimizden. Ne zaman başlasak? Koçlukta bir tabir vardır, “Şimdi olduğun yerden başla, bu her zaman başlamak için en iyisidir”. Hiçbir şey tesadüf değil sonuçta!

Soru sormanın önemini kavramak adına biraz daha soru uygulaması ile bu yazımı sonlandırma niyetindeyim. Unutmayalım, hikayedeki Richard bir danışman eşliğinde çalışırken bizler bunu kendi başımıza yapmaktayız. Ancak tam olarak yalnız değiliz, iki güçlü aracımız var bizimle beraber; sabır ve gözlem. 

Portakalın Bilgeliği

Uygulama 1: İlk hafta sabahları kalkar kalkmaz biraz soru araştırması yapın. Kendinize ne gibi sorular soruyorsunuz? (sorgulayıcı sorulardan ziyade kavramaya, işbirliğine, yaratıcılığa, hedefe yönelik sorular) İkinci hafta uygulamayı biraz genişletin ve güne yayın, kendinize soru sormaya devam.

Uygulama2: Gün boyunca karşılaştığınız durumlara verdiğiniz tepkiyi inceleyin. Bu bir soru mu, yoksa ifade (cevap) mi? Eğer ifadeyse, ifadeyi soru formatına getirin. İfadeyi soru formatına getirmek ruh halinizde ne gibi bir değişikliğe neden oldu?

Üçüncü yazıda buluşmak üzere... Soruda kalın, hoşçakalın :)


0 yorum:

Yorum Gönderme